14 Haziran 2008 Cumartesi

Aşk Uydurduğumuz En Güzel Yalan

Aşk Uydurduğumuz En Güzel Yalan !

Bir gün içimden gittin, anladım. Nereye gittiğin değildi önemli olan... Kiminle gittiğin, hangi havayı soluduğun, hangi şehrin, hangi sokağında yürüdüğün önemli değildi. Sen içimden gitmiştin... İçimde ne varsa bana ait, seninle gitmişti.

Renklerim, ruhumdaki yaz, güneşim gitmişti.


“Bana kalan,
Beni kalansız bölen bu şehir.
Ah! bu şehir, yalan şehir”


demek isterdim; ama yalan olan sendin. Benim yarattığım, inanmak için yıllarımı harcadığım kocaman bir yalandın sen. Gerçek olduğunu gördüm. Sen gittin...

Aslında içimden giden sevgili değildi. Ben sadece, yalanıma inanmıştım. O, gerçekti... Aşk bitmişti. Düşünüyorum da acaba aşk, ruhumuzun derinliklerinde yaratılan koca bir yalan mı? Şiirde, müzikte ya da sözde, nerede aşk varsa orada bir de yalan yok mu? Aşk ve yalan, güzel ile çirkin, iyi ile kötü gibi birbirini besleyen, değiştiren ve dönüştüren; biri olmadan diğeri varolamayan ya da anlamsız kalan evrimin temel dinamiklerinden ikisi olabilir mi? Ya da aşk, yalana sesdeş mi? “Seni seviyorum” derken, aslında içimizde yarattığımız en güzel yalana övgüler mi düzüyor, kendimize olan hayranlığımızı mı dile getiriyoruz?

“Bir gün içimden gittin, anladım.”


Aşk, uydurduğumuz en güzel yalan! Ve aşk, yalan varsa aşktı.


İnsanın doğasında var. Doğrular ne kadar da az cezbeder bizi. Yasaklı ya da yanlış ne varsa, yaptıklarımız hanesine yazmak isteriz. Durduralamaz bir dürtüdür bu. Yalanı bazen istem dışı kullanırız. Söyleyen biz değilizdir ama, söyleten ta kendimizdir.

Sen İçimdeki Boşluğa Düş

Sen içimdeki boşluğa Düş ! Ben Tutarım Seni..

Bir yaşamı avuçlarına alıp gecenin sessizliğinde kaybolmak; dalgın bakışlarla...
Kimin adını savursam boşluğa hep bir harf gelip takılır yüreğime...
Susmuyor alfabenin başındaki harf de; sonundaki harf de...
Araya kaynayanları saymaya gücüm yetmez...


Balkondaydım....
Az önce...
Azalarak...

içimdeki boşluga düş... ben tutarım seni ?

Hangi günlüğün kapağını açsam rüzgar esip geliyor bugünüme...
Dışarda hain bir yaz kavurmaktan uzak..
Düşler yangın yerindeyken, düşsüzlük almış başını gidiyor...
Sayıklayan bir bedenin, hiçbir sese yetişemeyen görüntüsü salınıyor karanlıkta...

Şehir içine akıyor ...
Şehir içime akıyor...
Kanmadan kanıcaklarıma , alıp başımı sureti olmayan bir gidişe doğru yola çıkıyorum....



içimdeki boşluga düş... ben tutarım seni ?


Aldırmadım...

Ne sana ne sen'li kuşkuların gölge oyunlarına...
Bir yerlerde soğuk bir rüzgar devralıyor geceyi...
Hissetmekten uzak bedenim, gelen çağrıya 'hayır' demiyor...

Gel diyor düşlerin yolcusu, gel ve sarıl bakışlarıma...
Bir dal aramalı mıyım diye düşünürken, çatırdayan sesinle irkiliyor bedenim...

Sesler kapılarıma dayanıyor..
Sesler adımlarıma düşüyor...

Yoksunluğuma karışıyor çürümüş bakışlarımın...
Tetikte tek bir can, kurşun soluğunda...

içimdeki boşluğa düş... ben tutarım seni ?

Ya vazgeçip siyah bakışlarından düşeceğim; ya da savaşıp kokuna katacağım beni...


Gece bakışları...
Saatte bilmem kaç; kaç kilometre hızla aşktan düşüyorum...

sen içimdeki boşluğa düş... ben tutarım seni ?

Hayalete Mektup

Hayalete Mektup !

Şimdi yazacağım herşey aslında dün gece senin için beynime , şimdide okuman için buraya yazıyorum.

Öyle kötü bir geceydi ki binlerce kez niye Allah’ım niye dedim.İnan ilk defa hem nefes alıp hem de alamadığımı hissettim “nasıl olur” deme oldu işte..

Bütün gece bugüne kadar düşünmediğim kadar çok düşündüm seni. Allah’ım bu nasıl bir şeydir dedim ya. inan öyle inandırdım ki kendimi senin olacağıma saçımın tek bir teline dokunduramıyorum, kimse dokunmasın istiyorum senden başka kimse dokunmasın… ne olur sende buna daha fazla izin verme…

O kadar yalnız hissediyorum ki kendimi inan dün gece ağlarken bile hiç utanmadım çünkü öyle yalnızdım ki onu gördüğünde benim utanacağım kimsem yoktu.. olan da zaten uzaktaydı..aslında yalnızlığı seviyorum ama senin verdiğin yalnızlık en acısı oluyor boğazıma bir şey düğümleniyor yutkunamıyorum nefes alamıyorum kalbim sıkışıyor bulunduğum yerde yığılıp kalacakmışım da bir daha kalkamayacakmışım gibi geliyor yanımda olsan üzülme elbet geçecek dercesine bakarsın gözlerime işte o an bütün çaresizliğim yok olur ama; yoksun işte …

Ellerin ellerimden uzak olduğu için kendimi öyle çaresiz hissediyorum ki, patlar gibi oluyorum ama olsun diyorum bazen de sende bende her ne kadar uzaklarda olsak da yüreğinin benimle olduğunu biliyorum. Ömrümün sonuna kadar seninle olacağımı yarınların ikimiz için olduğunu bilmek bile yetiyor yaşadığım yalnızlığı yıkmaya.

senin olduğumu bilmek güç veriyor bana Her zorluğa katlanabilecek gücü sen veriyorsun bana. .sana ulaşacaksam eğer hiç şikayet etmeyeceğim bundan sonra.Artık biliyorum..Bir hayalete aşıksan , böyle şeyler yazmanın doğal olduğunu..insanı kendisiyle çeliştirenin bir hayalet olduğunu düşününce ; hem gülüyorum , hem kızıyorum kendi benliğime..Ama yine de seviniyorum ; hayalette olsa bağlandığım bir kişi olmasına..